topbanner


Türk “Yay”cılığının Durumu ve Geleceği

Yaycılık sektörü ile ilk tanıştığım 1991 ile 2018 yılını karşılaştırdığımda çok ciddi değişimlerin yaşandığını görmekteyim. Dünyada yaycılık hızla büyüken ülkemizde yerinde saymaya devam etmektedir.
 
Nereden nereye gelindi, biz neredeyiz konusunu bir kaç başlık altında toplamak gerekir ise;

Makineler;
 
Mekanik ve tek motor kontrollü makinelerden servo motor kontrollü makinelere geçiş aslında yaycılıkta bir devrin kapanması ve yeni bir devrin de başlamasıydı. 
 
Her ne kadar çalışmalar Uzak Doğu ve Avrupa arasında eş zamanlı olarak yapılmış olsa da; özellikle Japonların bu konudaki bitmez tükenmez enerjileri, Avrupalılara yol gösterici olmuş, ardından Almanların mühendislik kabiliyetleri ile olay tam bir Alman – Japon yaycılık teknoloji yarışmasına dönmüştür. İtalyan firmaların kısa dönemli çıkışları bu rekabet ortamında hak ettiği yeri bulamamış, 1-2 tip makine haricinde isimleri pek duyulmaz olmuştur.
 
Giderek artan motor yani eksen sayıları baş döndürücü rakamlara ulaşmıştır. Daha düne kadar göbeği dönsün, teli dönsün yeter denilen makinelerde bugün 16 eksen artık standart aranan özellik olmuştur. Giderek pahalılaşan usta yani eleman faktörünü minimize etme yaklaşımı ile artık çok daha fazla sayıda ekseni olan makinelerin üretimi başlamış, olay artık 3 boyutlu resmin makineye aktarılması ve gerekli takımların da eksenlere yerleştirilmesi ile üretime başlama noktasına gelmiştir.
 
Makine fiyatları da bu gelişmelere parelel olarak inanılmaz rakamlara gelmiş, geçmişteki maddi kazanımlarının hızla tüketildiği, makinenin iktisadi ömrü boyunca kendisini amorte etmesinin nerede imkansız olduğu bir zaman dilimi başlamıştır.
 
Ne yazık ki güzel ülkemiz bunun çok sayıda öreneği ile doludur.
 
Tüm bu gelişmelerin paralelinde Tayvan çok akıllıca davranmış, inanılmaz rakamlardaki bu makinelerin nerede ise birebir kopyalarını yapmayı başardılar. Tayvanlı firmalar, makineciliği uçuran Japon ve Almanların motor ve sürücü üreticisi firmalarının desteği ile, bol sıfırlı makinelere karşı daha ekonomik makineler ile piyasada yer aldılar. Çok yüksek hassasiyet gerektiren işler haricinde artık başta otomotiv olmak üzere bir çok sektörde Tayvan makineleri aranan ekipmandır.
 
Aynı yolu deneyen Korelilerden bir çoğu ise işçilik maliyetlerinin yüksekliği ve Amerikan vari yaşam tarzları nedeni ile büyüyemeden kapanmış yada sektör değiştirmişlerdir.
 
Günümüzde ise Çin her kalitede makine üretimi ile artık ciddi bir pazar yakalamış, sırası ile Tayvan, Kore, Avrupa ve Japon makine üreticilerinin kabusu haline gelmişlerdir.
 
Hammadde tedarikçileri;
 
1990’lı yıllarda Avrupa yaylık tel üretiminde lider durumda idi. Özellikle Alman ve İtalyan firmaları  pazarda en büyük payı bölüşüyor, kendilerini İsveç ve Avusturya izliyordu. 
 
Ancak; çalışma saatlerinin azalması, hammadde kaynaklarının birer birer kapanması, kazanmadan harcama eğilimi ile son 10 yıldır, Avrupa’daki üreticilerin neredeyse %80’i kapanmış, kalanlar ise ne yazık ki al sat ile yaşamaya devam eder hale gelmişlerdir. Çok az sayıda üretici faaliyetine devam etmekte ama fiyatlarının yüksekliği nedeni ile giderek sona yaklaşmaktadırlar.
 
Aynı şartlarda ama çok daha ucuz maliyetler ile üretim yapan Kore firmaları bugün dünyanın en büyük tedarikçileri durumundadır ve her geçen gün daha da kuvvetlenmekte, pazar paylarını artırmaktadırlar.
 
Bir üretici olarak açık ve net olarak ifade etmek isterim ki; Kore mallarının kalitesi Avrupanın çok ama çok ötesinde, fiyatlar ise makul seviyededir.
 
Çin ise dev dönüşümü yaşadığı metal sektörü ile büyümenin etkisini yaylık malzemelere pek aktaramamış, hala 2‘ci sınıf ürünler ile piyasada yer bulma çabası içerisindedir.
 
Hindistan kısa bir süre özellikle de paslanmazlarda piyasada ses getirmiş, ardından ulusal politikaları nedeni ile krom kaynaklarının kullanımı devletçe engellenince bu pazarda fazlaca yol alamamıştır.
 
Olaydaki tek güzel yan, ülkemizdeki dev toptancı firma ve her kalitede malzemeyi piyasaya sunabilmesidir.
 
Müşterilerin satınalma yapıları;
 
Özellikle Avrupada çalışma saatlerinin azalması ve giderek yükselen maaşlar neticesinde bir çok büyük firma dev satınalma kadrolarını dağıtmış, özellikle yay ve bağlantı elemanları konusunda büyük toptancı firmalar ile çalışmayı tercih etmiştir. Böylelikle hem çok sayıda malı aynı yerden alacak, hem de risk almadan belli bir bütçe dahilinde kapı kapı imalatçı dolaşmayacak, aksine yapacağı benchmark çalışmaları ile maliyetlerini her sene da da fazla minimize edecektir. Hatta günlük gelen mal ile de stoklarını sıfırlayacaktır.
 
İşte tüm bu gelişmelerinde ışığında yaycılar için hayat giderek daha da zorlaşmaktadır. Bir yandan çok daha modern makineler görmek isteyen ama yüksek adetli paket projeler ile en ucuz fiyatları almak isteyen global satınalma firmalarına hizmet verebilmek çabaları vardır. 
 
Diğer yandan ise özellikle Avrupalı ve Türk yaycılar için konuşuyorum, burunlarının dibindeki firmaların kapanması ve kaliteli ve ucuz da olsa en az 3 hatta 6 aylık bir sipariş dönemi düşünecekleri Kore firmaları ile çok daha yüksek miktarlı çalışma zorunluğu bıçağın kemiğe dayandığı bir dönemin kapılarını açmıştır.
 
Bulunduğum yerden rakiplerin durumu ve Türk yaycılığının geleceği:
 
Amerika pazarının son derece kapalı ve içe yönelik üretim yaptığı, ne olur ise olsun Çinlileri her zaman birinci plandaki tedarikçi olarak gördükleri bir durumda; Avrupa şu an için Türk yaycısının en büyük pazar hedefi olmalıdır. 
 
Onlarca yabancı firmanın uygun maliyetler nedeni ile yatırım yaptığı ülkemizde, aynı firmalar ne yazık ki özellikle yay ihtiyaçlarını ana firmalarının ülkelerinden yada yine ana firmalarının tedarikçilerinden almaktadırlar. Bu sebeple de yaycılarımız iç piyasada birbirlerini yok etmeye varan rekabetler yerine ekmeklerini dış pazarda aramalıdırlar.
 
Bir uzak doğu hikayesi ile yazımı sonlandırmak istiyorum;
 
Kore’nin malzeme konusundaki başarısının ardında bir neslini tamamen Alman üniversitelerinde okutması yatmaktadır.
Tayvan ve Çin başarısının ardında yine bir neslini tamamen Amerika ve Avrupa üniversitelerine giden gençler yatmaktadır.
 
Kıssadan hisse çıkartmalı ve gözümüzü ufuklara dikmeliyiz.
Esen kalın. 

Tarih : 19.02.2019