Kromaş, Almanya’da Açtığı Yeni Şirketi ile Büyüyor

Kromaş büyümesini ve yurtdışı ihracatındaki artışını Almanya’da açtığı kendi şubesi Kromaş Gmbh ile güçlendiriyor.’’

Kromaş ürettiği yüzey işlem sistemleri 5 kıta, 87 ülke ve 10 binden fazla şirkette kullanılıyor. Firma, geliştirdiği sistemlerle makine ve proses çözümlerinde başarılı sonuçlar elde ediyor; müşterilerine yüksek verim, düşük maliyet ve rekabet avantajı sağlıyor. Bunların yanı sıra TÜBİTAK destekli projeleriyle Ar-Ge çalışmalarına da hız veren Kromaş, örnek alından teknik çözümleriyle pek çok firma tarafından yakından takip ediliyor.
 
Kromaş Genel Müdürü Dr. Tayfun Sığırtmaç ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.
 
Sorularımıza geçmeden önce kendinizden ve Kromaş’ın kuruluşu ve bugünlere gelişi hakkında bilgi verir misiniz? 
 
1974 yılında Bursa’da doğdum. Makine Mühendisiyim. Bursa Anadolu Lisesi mezunuyum. Daha sonra ise Uludağ Üniversitesi’nde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimimi tamamladım. Kromaş Metal’den önce Durmazlar Makina’da yaklaşık 10 yıl kadar çalıştım. Sonrasında Aktaş Holding ve Coşkunöz Holding’te görev aldım. 2014 yılının Eylül ayından itibaren 4 yılı aşkın süredir de Rösler Kromaş firmasında Genel Müdür olarak görevime devam ediyorum.
 
Kromaş, çeyrek yüzyıl yani 25 yıllık bir geçmişi olan; vibrasyon ve yüzey işlem konusunda Türkiye’de iyi işler yapmış bir aile firmasıydı.  Dünyada yüzey işlem alanında iyi işler yapmaya başlayınca yarattığı değer ve teknolojik sistemler ile dünya devlerinin de dikkatini çekmeye başladılar.  Ve 2014 yılında yüzey işlem sektörünün dünyadaki lider firması Rösler tarafından satın alındı. O tarihten itibaren de şirketimiz (Rösler) Kromaş olarak faaliyetlerine devam ediyor. 
 
Firmanızın bünyesinde hangi faaliyetler gerçekleştiriliyor? Ürün ve hizmet yelpazenizde neler bulunuyor?
 
Ana faaliyet noktamız yüzey işlem. Metal, plastik, doğal taş gibi birçok malzemelerin yüzeylerinde farklı amaçla farklı işlemler yapıyoruz. Örneğin; çapak alma, parlatma, kaplama öncesi hazırlık ya da doğal taş eskitme bu işlemlerden birkaçı. 
 
Vibrasyonlu yüzey işlem ve kumlama olmak üzere iki ana konuda faaliyet gösteriyoruz. Vibrasyonlu yüzey işlem; daha küçük parçaların vibrasyon hareketleriyle ve sarf adı verilen aşındırıcı bir malzemeyle üzerinden mikro seviyelerde talaş alma esasına dayanıyor. Kumlama ise; biraz daha kaba ve büyük parçaların üzerlerine bilya püskürterek, üzerlerini temizleme, cürufu ya da çapağı almak, ya da boya öncesi yüzey hazırlığı amacıyla yapılan bir operasyondur. Kumlama operasyonu Kromaş’ın üretim portföyüne Rösler grup iştiraki olduktan sonra katılan bir alan. Şu anda Rösler’in ürettiği bazı makinaları Rösler markası ve lisansıyla, Alman teknolojisiyle üretimini yapıyor, hem yurtiçi hem de yurtdışına satışını gerçekleştiriyoruz. Fabrikamız Silivri’de bulunuyor ve 100’e yakın çalışanımız mevcut. Satış ofisimiz ise Bayrampaşa’da faaliyet gösteriyor.
 
Ağırlıklı olarak hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz? Ürünleriniz hangi alanlarda kullanılıyor?
 
Yüzey işlemin kullanıldığı; metal, plastik, kuyumculuk, medikal, otomotiv sanayi, savunma sanayi, havacılık, doğal taş vb. malzemeye yüzey işlemini iyileştirerek değer katmak istediğiniz bütün sektörlerde faaliyet gösteriyoruz.

 
Firma olarak Ar-Ge ve inovasyona önemli yatırımlar yapıyorsunuz. Bu konudaki çalışmalarınız neler? 
 
Kromaş olarak ArGe ve inovasyona çok önem veriyoruz. Her yıl çok sayıda yeni proje yapıyor ve bunları yeni ürünler olarak ürün gamlarımıza katıp müşterilerimize değer yaratmaya çalışıyoruz. Son yıllarda ArGe çalışmaları ile ürün gamımıza kattığımız yeni ürünlerin ciromuzdaki payı neredeyse %10 a yaklaştı. Ülkemizin içinde bulunduğu bu zor dönemde de yatırımlara ve eğitimlere devam ediyoruz. Hiçbir çalışanımız ile bu zor dönemi öne sürerek yollarımızı ayırmıyor hatta çalışanlarımızın bu dönemde imkânlarını daha da artırmaya çalışıyoruz. Örnek vermem gerekirse, geçen ay tüm beyaz yakalı çalışanlarımıza özel sağlık sigortası yaptık. Çünkü çalışanlarımızın öncelikle motivasyonlarının yüksek olmasını ve işlerine odaklanmalarını verimliliklerini düşürmemelerini istiyoruz. Ar-Ge yatırımlarımıza hız verdik. Son dönemde kabul edilmiş ve devam eden projelerimize ilaveten, iki adet sektöre değer katacak yeni TÜBİTAK projesi başvurusu daha yaptık. Yeni makine yatırımlarımıza devam ediyoruz. Hatta bu aralar yeni bir fabrika yatırımı dahi söz konusu olabilir. Önümüzde şu an uzun vadeli stratejiler yapmak için puslu bir hava var ama inanıyorum ki puslu havada ilerleyenler bu hava dağıldıktan sonra global dünyadaki rakiplerinden bir adım önde olacaklardır.  Bizim de hedefimiz krizleri iyi yönetip içerisindeki fırsatları yakalamaya çalışmak. 
 
Türkiye’deki makine sektörünün genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektördeki üretici firmalardan biri olarak bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
 
Öncelikle Türk makine sektörü gerçekten güçlü bir sektör ve kökleri neredeyse bir asra dayanıyor. Kromaş olarak biz bu noktada ihracat kısmında çok güçlü işler yapıyoruz. Fakat daha efektif ve daha verimli olmamız için sektör olarak özellikle yalın üretim, yalın dönüşüm, verimlilik gibi konuları daha iyi hazmetmemiz ve fiili olarak uygulamamız gerekiyor. Çünkü artık etkili ve verimli bir şekilde üretim yapmayan firmaların maalesef bu yarıştan kopacağı bir süreçteyiz. Endüstri 4,0’ın tüm Avrupa ve dünyada konuşulduğu ve şirketlerin stratejilerini bu dönüşüm üzerine modellediği bir dünyada bizim manuel yöntem ve yönetimlerle yarışta olmamız mümkün değil. İsraf veya verimsizlik konunda toleransımız yok aksi takdirde dünyadaki rekabet gereği bu oyunun dışında kalırız.


 
2018 yılı ikinci yarısı itibariyle döviz fiyatlarında dalgalanmalar ve iç piyasada oluşan durgunluk sizin sektörünüze nasıl yansıdı? Kromaş olarak bu konudaki değerlendirmelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
 
Kur dalgalanmalarının etkisinin bu kadar büyük olmasını, sektördeki herkes gibi biz de beklemiyorduk. Bu durum sektörümüzü negatif etkiledi ve fiyatlara da yansıdı. Doğal olarak bizim maliyetlerimizi etkiliyor. Biz de bu maliyetleri belli bir orana kadar kompanse etmeye, müşterilerimize yansıtmamaya çalışıyoruz fakat bunun doğal olarak bazı limitleri var. Bu da ister istemez müşterilerimizin ticaret hacmi veya alım güçlerine bağlı olarak bizim satışlarımızı etkiliyor. Makine sektörü olarak bu krizi daha çok üretim yaparak aşabiliriz. Bazen kur dalgalanmaları sebebiyle üretim yapmayan ya da mal satmayan kişiler olduğunu duyuyoruz. Bu son derece hatalı bir stratejidir. Çünkü en büyük maliyetiniz atıl yani boş kapasite. Ayrıca önemli oranda ithal girdilerimiz var. Dolayısıyla ülke olarak ithal ettiğimiz ürün gruplarında ciddi bir çalışma yapıp bu ürünleri yerlileştirmemiz gerekiyor. Krizin şu an için Türkiye’ye en büyük etkisi daha çok ithal ürünler sebebiyle oluyor. Bunu sadece makine sektöründe değil birçok sektörde de görüyoruz. Fakat ben kriz sebebiyle karamsar düşünmüyorum. Çünkü krizler birtakım fırsatları da beraberinde getiriyor. Biz Kromaş olarak bu krizle yüzleştiğimiz andan itibaren oturup ekibimizle birlikte A, B ve C planları yaptık ve daha sonra bu planlarımızı müşterilerimizle paylaştık. Onlara ödemeler konusunda imkânlar sunmaya çalıştık. Kâr marjımızı biraz daha minimize ettik.

 
Son dönemde ise kurlarda her ne kadar bir gerileme, normalleşme olsa da bu belirsizlik yani öngörülememe sanayici için en büyük risk. Çünkü bizler günlük planlar değil daha uzun vadeli plan ve stratejiler yapıyoruz. Dolayısıyla bizin için en önemli parametre piyasanın öngörülebilir olması. Bu hakeza yatırım yapan yani makinemizi alan müşterilerimiz için de geçerli. O nedenle bu dönemde çeşitli senaryolarla önümüzü görmeye ve dövizdeki bu değişime karşı hem kendimizi hem de müşterilerimizi koruyacak önlemler almaya çalışıyoruz. 

 
Biz şu anda verimliliğimizi arttırıyoruz. Müşterilerimize daha yakın davranıyoruz ve maliyetlerimizi optimize etmeye çalışıyoruz. Mümkünse ithal değil yerli ürün kullanmaya gayret ediyoruz. Bu süreci tüm sanayici dostlarımızın iyi bir şekilde yönetebileceklerini, krizi fırsata çevirmeleri gerektiğini ve şirketlerin kurumsal yapılarını güçlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bizim bu dönemde satışlarımızda radikal bir azalma olmadı çünkü fiyat anlamında biz de müşterilerimizle elimizi taşın altına koyduk. Türkiye kapasitesinde bir daralma yaşanması durumuna karşın ihracat anlamında B planları oluşturduk. Yurtdışına seyahatlerimizi yoğunlaştırıp yeni bayilikler oluşturuyoruz. Umarım tüm sanayi dostlarımız bu süreci hasarsız ve pozitif çıktılarla atlatırlar. 
 
İhraç pazarlarınızda Kromaş olarak ürün kaliteniz, rekabet gücünüz ve pazar payınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?
 
Toplam yüzde 40 oranında bir ihracatımız mevcut. Bu oran her geçen yıl artarak devam ediyor. Hedefimiz bu oranı yüzde 50 civarı ve üstüne yükseltmek. Bu dönemde sanayicilerimizin ihracat pazarlarına yönelmeleri gerekiyor. Çünkü kurdan kaynaklanan negatif etkiyi düzeltmenin en büyük avantajı bu durumu pozitife çevirecek ihracat kanalları oluşturmaktır. Dolayısıyla sanayicilerimizin sıklıkla yurtdışı seyahatlerine çıkmaları, yeni müşteriler, yeni kanallar ve yeni bayiler bulmaları gerekiyor. Yurtdışında ciddi oranda bir potansiyel olduğunu söyleyebilirim. Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yaptığımızda Türkiye kesinlikle iyi üretim yapan ülkelerden bir tanesi. Övünülecek bir durum değil ama şu an işçilik anlamındaki maliyetlerimiz neredeyse Çin seviyesine ulaştı. Dolayısıyla böylesi ucuz ve kaliteli işçiliği kullanacak Avrupa’da ciddi bir potansiyel var. 
 
Özetle eğer şu an bir kriz varsa bunu fırsata çevirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Biz Yurtdışı pazarlardaki faaliyetlerimizi arttırmaya çalışıyoruz. Amerika’da, Rusya’da, İsrail’de şu an yeni bir oluşum içerisindeyiz. Bu pazarlar daha önce bizim güçlü olduğumuz pazarlar değildi. Bunların dışında yeni bayi yapılanmalarımız var, Avrupa’da neredeyse bütün ülkelerde varız ve oradaki bayilik alanlarımızı güçlendiriyoruz. 2019 yılında Uzakdoğu’ya yönelik hedeflerimiz var; Malezya, Singapur, Tayland gibi güçlü ülkelerde yeni bayi yapılanmaları planlıyoruz. Bu şekilde çalışmalarımız çok yoğun bir şekilde devam ediyor. 
 
MAKTEK Fuarı firmanız açısından nasıl geçiyor? Fuarda müşterilerinize hangi ürün ve hizmetlerinizin tanıtımını yaptınız?
 
MAKTEK Fuarı, makine sektörünün kalbi niteliğinde bir fuar. Sektöre hitap eden bütün firmaların kesinlikle bu fuarda boy göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü MAKTEK Fuarı sadece makine satışının yapıldığı bir fuar değil aynı zamanda sektörün birçok önemli isminin de bir araya geldiği önemli bir fuar. İnsanlar bu fuarda bilgi paylaşımında bulunuyorlar, görüşemedikleri sanayici dostlarıyla bir araya gelme imkânı buluyorlar. Sektörün birbirinden haberdar olduğu çok güçlü bir network MAKTEK. 
 
Bu sene katılmış olduğumuz fuar, son zamanların en sakin geçen MAKTEK Fuarı’ydı. Geçtiğimiz senelerde bu fuarın çok daha yoğun ve kalabalık geçtiğini söyleyebilirim. Fakat bu seneki fuarda yukarıda da bahsettiğim gibi piyasalardaki dalgalanmaların büyük etkisi var. Sanayiciler öncelikle biraz önlerini görmek istiyorlar. Aslında yatırımcılar bu dönemde üretici firmaların masalarına oturarak çok daha güçlü bir şekilde pazarlık yapabilirler. Bu dönemde yatırım yapmak aslında geleceğe yatırım yapmak demektir. 
 
MAKTEK Fuarı bu sene sakin olsa da bizim için verimli geçen bir fuar oldu. Özellikle nokta atışı olarak tabir ettiğimiz müşterilerimiz bizi ziyaret etti. Sıcak satışlarımız oldu ve güzel bağlantılar kurduk. Fuarın ileriki dönemlerde daha da verimli geçeceğini düşünüyorum. Fuarda yeni makinalarımızı ziyaretçilerimizle buluşturduk. Türkiye’de ilk defa ürettiğimiz kumlama makinalarımızı getirdik. Ayrıca Maktek fuarında önemli konulardan biri olan AM Manifacturing yani 3D Printing konusuyla ilgili bir çalışma yaptık. Bu konuda 3D Printing sektörünün önemli isimlerin biri olan Kerem Girgin Bey ve firması “Voksel 3D Technologies” firması ile fuarda ortak bir sunum yaptık. Makinelerinde ürettikleri 3D parçaların yüzey işlemlerini Kromaş makinelerinde gerçekleştirerek gelen ziyaretçilerimize verip kendilerine ufak bir sürpriz yaptık. 3D Printer gelecekte çok güçlü olacak. Biz de bu konudaki alt yapı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 
 
Son olarak eklemek istedikleriniz…
 
Şu anki durumun ve önümüzdeki 2019 yılının kolay geçmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Fakat karamsar olmak kesinlikle iyi bir şey değil. Belki bir kriz durumu var ama bizim de A, B ve C planları yaparak hazırlıklı olmamız gerekiyor.  Bu süreci aşmak için resme pozitif bakmamız, süreci iyi yönetmemiz, önümüzü iyi görmemiz, planlarımızı iyi yapmamız ve kesinlikle yurtdışına açılmamız gerekiyor. Tüm sanayici dostlarımızın bu süreci başarıyla atlatacağına eminim.

Tarih : 10.12.2018